Haber Detayı
21 Kasım 2013 - Perşembe 12:59
 
KAYAN'dan Isparta VALİSİNE Mektup
EKOBİR'i öksüz ve yetim bırakmayın.
Gündem Haberi
KAYAN'dan Isparta VALİSİNE Mektup

EĞİRDİR VE KOVADA GÖLLERİ KURUMAKTAN NASIL KURTULUR?

SAYIN VALİM;

 BEN ARKADAŞINIZ RAHMETLİ CENGİZ KAYAN'IN AMCA OĞLUYUM.  EMEKLİ KURMAY ALBAYIM VE HALEN SDÜ'DE KAMU YÖNETİMİ DOKTORA ÖĞRENCİSİYİM.  YETERLİLİK SINAVINI VERDİM, TEZ AŞAMASINDAYIM.  MEMLEKETİMLE İLGİLİ SORUNLARDA AKTİF ÇABALARIM VARDIR.  EK'TEKİ ÇAĞRIM SİZİNLE İLGİLİDİR.

 SAYGILARIMLA

 Adem KAYAN

EKO-BİR yetkilileri ile Eğirdir ve Kovada Göllerinin son durumunu güncelliyoruz.  Son verilere göre;

- Eğirdir Gölünün en derin yeri 20 metrelerden 12 - 13 metrelere düşmüş;

- Kovada Gölü dolmak üzeredir,

- Her iki gölde de bataklık gazları görülmeye başlanmıştır,

- Her iki gölde de kirlilik suyun artık içilmezliği seviyesine ulaşmıştır.

Yani Eğirdir Gölünden bardağa su koyup kahramanlık gösterisi yapmak mümkündür ama inandırıcı değildir.

Eğirdir Gölünün kurumaktan kurtarılması için öncelikle durumun ve kurumanın nedenleri ortaya konulmalıdır.  Saptanabilen nedenler;

- Gölün havza dışına verdiği su miktarının giderek artması,

- Göldeki en derin yerin 20 m den 12 metreye kadar düşmesine neden olan dip kirliliği,

- Küresel ısınmadan dolayı artan buharlaşma,

- Gölün dipten beslenmesinin önünü kesen sondaj çalışmaları şeklinde özetlenebilir.

Gölün havza dışına verdiği su miktarının artması karşılığında aynı miktarda su kazanımının düşünülmemesi Eğirdir Gölünün sahipsizliğine işaret etmektedir.  Sahipsizlik öncelikle yerel yöneticilerin merkezi yönetim üzerindeki etkisizliğinden kaynaklanmaktadır.  Çünkü Eğirdir Gölü havzasındaki yöneticiler öncelikle şehir kavramından uzakta kalmışlardır.  Bu kapsamda her türlü doğal kaynağı bulunan Eğirdir Gölünün ekonomiye kazandırılması ve  çevresinin kirlilikten kurtarılarak daha çok iskana açılması ve şehirleşme merkezi haline gelmesi fikirlerini aynı potada görememişlerdir.  Aksine şehirleşme ile kirlilik aynı potada değerlendirilerek gölün suları herhangi bir şehir tanımına uymayan Isparta'nın şehirleşmesine katkıda bulunmuşlardır.

Demek ki öncelikle gölün çevreden gelen kirliliğe karşı korunaklı hale getirilmesi önkoşuldur.  Bunun yolu ise kesinlikle mevcut mevzuatın getirdiği askeri yasak bölge zihniyeti değildir.  Farklı düşünceler olabilir ama öncelikle "neden bazen dünyanın en temiz gölleri arasına giren ve etrafında milyonlarca kişinin yaşadığı Zürih veya Biwa Gölleri gibi tedbirleri görerek tartışmıyoruz?" diyerek çözümde teşhisi ve tedavide tecrübeyi öneriyorum.  Çünkü birçok yanlış şeylere saparak zaman ve kaynak kaybetmenin dönülmez yıkımlara sebep olacağını görebilmeliyiz.  Demek ki ilkönce teknik bir heyet oluşturularak bu mekanların oranın yerel teknik uzmanları ile birlikte görülmesi ve bir rapor hazırlanması gerekmektedir.

Eğirdir Gölünden pompa ile havza dışına su aktarımı yapılması Eğirdir Gölünün ömrünü azaltan ülke ekonomisini zarara uğratan bir olgudur.  Bu çarpıklığın en bariz örneği Eğirdir'de suyun tonunun 2 TL iken Isparta'da 75 kuruş olmasıdır.  Genelde her belediye başkan adayı suyun fiyatını aşağıya çekme vaadinde bulunsa da maliyet kalemleri yeni başkana bu şansı tanımaz.  Dolayısıyla halen 2 TL olan suya zam yapılmaması başarı olarak gösterilir...

Aslında merkezi yönetimden birileri şunu sorgulamalı...

"Nasıl oluyor da Eğirdir Gölünün suyu ile Isparta Ovası yeşillendirilirken Eğirdir Gölü havzasında sulama masrafları ile ürün birim maliyetleri giderek yükseliyor?  Bu durumu değiştirmek için neler yapılabilir?  Çünkü Eğirdir Havzasında başta seracılık olmak üzere yapılacak üretim daha rekabetçi bir maliyet yaratabilir.  Eğer maliyet kilo başına 10 kuruş azaltılabilirse bunun ekonomiye katkısı sadece 600 bin ton elma üretiminde 60 milyon TL tasarruf anlamına gelir[1]. "

Sorgulama bununla da kalmamalı...

"Madem suyu Eğirdir Havzasından 925 m rakımdan 1050 metreye basıyoruz...  Neden kullanılmış suları arıtıp da cazibe ile Eğirdir Gölü Havzasına sulama suyu olarak iade etmiyoruz?"

Evet... Isparta'nın kullanılmış suyunu arıtarak Eğirdir Gölü Havzasına tekrar kazandırmak gölün 2019'a kadar kuruması tehlikesini azaltabilir...

Yukarıdaki tedbirler çerçevesinden bakıldığında Eğirdir Havzasında sulama birliklerinin ve sondajların yarattığı maliyetler de ortadan kalkabilir.  Yani Eğirdir halkı gözünün önündeki göl kenarında sanki çöldeki bir kentte yaşıyor gibi yüksek maliyetli su faturalarından kurtulabilir.

Diğer taraftan göldeki dip kirliliği konusunda birçok akademisyen önemli bir konuyu gözden kaçırmaktadırlar.  Teşhis için basit bir deney yapılmasını öneriyorum.

Bahçenizdeki havuzun veya evinizdeki akvaryumun içindeki durgun suyun bir yıl içerisinde oluşturduğu yosun kirliliğini ölçünüz.  Sonra bu akvaryum veya havuza yosun yiyen balıklar atınız ve tekrar ölçüm yapınız.

Göreceksiniz ki akvaryum veya havuzunuzu temizleyen şey içindeki canlıdır.  Eğer oy yiyen değil de et yiyen balıkla deney yapsaydınız yosun kirliliği devam edecekti...  Demek ki Eğirdir Gölündeki kirliliğin esas nedeni Amerikalı dostlarımızın göle saldıkları et yiyici balıklardır...

Valiliğin yapabileceği bu çalışma sonucunda "gelin bu gölü ihaleyle ot yiyen balıklara açalım...  ihale yapalım..." dense ne kadar kazancımız olabilir?  İsterseniz bir firmanın verdiği 3 milyar doları buradan duyurayım.  Yani gölü temizlemek için yapacağınız masraflar yerine gölden masrafsız bir kazanç elde edebilmek mümkün olabilir.

Askeri yasak bölge anlayışı ile gölün iskana kapatılması emlak değerleri olarak bölgeyi en az 15 milyar dolarlık zarara uğratmıştır.  Diğer taraftan bu yasakçı anlayışın turizme vurduğu darbe de en az bunun kadardır. Yaşları 50 üzerinde olanların gayet iyi hatırlayacağı gibi 1960 -1970 li yıllarda Eğirdir'e gelen turist sayısı bugünkü turist sayısından hiç de az değildi. Ayrıca bölge en az yabancı turistler kadar iç turizm için de cazibe merkezidir.  Yazın Antalya ve Konya plakalı araçların sayısına bakarak bunu kolayca gözlemlemek mümkündür.

Isparta gibi yapay olarak sürekli büyütülen bir tüketim merkezi yerine Eğirdir Göl Havzası ilçelerinin gelişmesine destek verilmesi ülke ekonomisine daha fazla katkıda bulunacaktır.  Bu konuyu Üniversite tarafından bir tez çalışması şeklinde incelendiğinde bölge ekonomisinin adeta AB-D tarafından bilinçli bir şekilde yokedilmeye çalışıldığı iddia edilebilir.

Mevcut göl koruma yasasının devam ettiğini, otçul balık yerine etçil balıkların üretiminin sürdürüldüğünü, gölün sularının Isparta'ya aktarılmasına göz yumulduğunu bu suların tekrar göle kazandırılmadığını düşünelim...  Sonuçta NASA raporları 2019 yılında Eğirdir Gölünün kuruyacağını ifade ediyor...  Bu konu basına defalarca yansımış veya yansıtılmıştır.  Çünkü ABD bu gerçekleştiği takdirde bilimsel bir öngörüden takdir de toplayacaktır.

Aşağıda belirtilen tedbirler alındığı takdirde Eğirdir ve Kovada gölleri ebediyen bir cennet olarak kalacak ve ülke ekonomisinin parlayan yıldızı haline gelecektir.

- Öncelikle Zürih, Biwa gibi göllerin nasıl korunalı hale getirildiği tespit edilmeli ve yaklaşık 300 km sahil şeridi bulunan göl dev borularla kuşaklanmalıdır.  Böylelikle göle herhangi bir kirlilik ulaşmadan Kovada Gölünden de ileriye aktarılma şansı elde edilmiş olur.  Bu kapsamda mevcut uyduruk ve yetersiz arıtma tesisi Kırıntı Köyü bölgesinde planlanabilir.

- Gölün kuşaklanması ile paralel olarak gölün en derin bölgeleri ihale ile otçul tatlı su balıkçılığına tahsis edilmelidir.  Böylelikle en derin bölgede görülen yosunlaşma ile mücadele başlatılmış olacaktır.

- Gölün dip kirliliğinden tıkanan bazı gözlerini tekrar açabilmek ve göldeki aşırı balçıklaşmayı temizleyebilmek için kanal ve Isparta'ya verilen su pompaları en derin bölgeye aktarılmalı, balıkçılığın etkilenmemesi için pompaların etrafında gerekli koruyucu tedbirler alınmalıdır.

- Isparta, Camili Yayla, Sevinçbey gibi yakın bölgelerdeki temiz ve kullanılmış su kaynaklarının derelere serbestçe akıtılması yerine Eğirdir Gölüne kazandırılması sağlanmalıdır.

- Göl etrafındaki bozuk orman arazileri Belediyelere iskan için tahsis edilmeli ve yapılaşma kıyı şeridinden uzakta tutulmalıdır.  Bu tedbirlerle kanalizasyon kirliliğinin ve akımının yaratacağı olası bakım ve onarım giderleri azaltılmış, kıyı şeridi kamusal kulanım için muhafaza edilmiş olur.

- Eğirdir - Kovada gölü arasındaki kanal yanları taş duvarlarla örülmeli ve kanal içindeki bitkilerin yarattığı kirlilik önlenmelidir.

- Kovada gölünün bataklıktan halinden kurtulabilmesi için İzmir Körfezinin temizlenmesi sürecine benzer bir tedbirler silsilesi takip edilmelidir.

Yukarıda belirtilen tedbirler oldukça maliyetli görülebilir.  Unutmayalım ki Eğirdir Gölü ile Kovada gölü arasındaki arazinin ortasından kanal açılması o günün şartlarına göre oldukça pahalı görülmüştür.  Ancak sonuçta elde edilen ekonomik fayda her türlü tartışmayı kesebilecek niteliktedir.

Çağrım şudur:

EKOBİR için yeni bir vizyon ve liderlik gerekmektedir.  Bu vizyon ve liderlik Eğirdir Belediye Başkanlığı veya Valilik tarafından yerine getirildiği takdirde başarı mümkün olabilir. Çünkü yapılacak işler bir yandan DSİ gibi devlet kurumlarını da kapsayan dev projeler anlamına gelmekte, diğer taraftan da göl havzasındaki kirliliğin temizlenmesi için halk desteğinin gerekliliğine işaret etmektedir.  Tarihsel olarak Eğirdir Gölü havzası medeniyetlerinin merkezi Eğirdir olduğundan liderlik konusunda tarihsel sürecin doğal seyrinin takip edilmesinde ve desteklenmesinde onlarca fayda vardır...

Sayın Valim lütfen bu çağrıya kulak verin ve EKOBİR'i öksüz ve yetim bırakmayın.

 



[1] Eğirdir Fidanlık Müdürlüğünden alınan yıllık Isparta elma üretim rekoltesidir.

Kaynak: Editör:
Etiketler: EKOBİRi, öksüz, yetim, bırakmayın
Yorumlar
Haber Yazılımı