Yazı Detayı
01 Ekim 2019 - Salı 10:49
 
Başın Öne Eğilmesin, Aldırma Gönül
Ayşe Nur AKBAY
egirdirses@hotmail.com
 
 

Ülkemizin güzel ve şirin şehirlerinden Sinop, doğal ve tarihi güzelliklerinin yanısıra, asırlarca dramların yaşandığı bir tarihi cezaevini de bünyesinde barındırır. Cezaevi, 1999 yılında müzeye dönüştürülmesiyle günümüzde cazibe merkezi oldu. İşte Sinop Tarihi Cezaevi Gezisi!

Sinop Tarihi Cezaevi, son yıllarda popüler olmaya başlayan "kara turizm" akımının ülkemizdeki iyi örneklerinden biridir. Kara Turizm, tarih boyunca devletler tarafından yapılan işkencelerin, istismarların, dramların yaşandığı mekanların günümüzde müzeye dönüştürülerek, acının sergilemesidir. Orta Avrupa'daki Nazi Kampları, Belçika'da Sanayi devriminden artakalan fabrikalar, Çernobil, Hiroşima'nın müzeye dönüştürülmesi bahsettiğim Kara Turizmin en bilinen örneklerindendir.

 

Eski Cezaevi, Şimdi Müze - Sinop Tarihi Cezaevi

Ülke tarihinde, bir dönemin, işkencenin ve zulmün somut temsili haline gelen Sinop Tarihi Cezaevi artık Orta Karadeniz gezilerinin olmazsa olmazı. Müzeyi , tüyleriniz diken diken olmadan gezemeyeceksiniz. Daracık "disiplin" adı verilen hücrelerin, zincirlerin, prangaların, insanlık dışı tuvaletlerin yer aldığı cezaevini gezmek tam manasıyla yüreğimi parçaladı. Bugünkü haliyle bile rutubetin ciğerlerime dolduğunu htiğim, sağlıksız şartlarda yaşam sürdürülen hapishanenin geçmişi, günümüzden dört bin yıl öncesine dayanıyor. M.Ö 2000 yılında kale olarak inşa edilen dört tarafı sularla çevrili;

"Dışarda deli dalgalar Gelip duvarları yalar"

dizelerini yazdıran tarihi bina, 14. Yüzyılda Selçuklular tarafından zindan olarak kullanılmaya başlanmış. Evliya Çelebi tarafından Seyahatname'de "...dev gibi gardiyanlar, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice nice azılı mahkumları vardır. Buralarda gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Tanrı korusun mahkum kaçırtmak değil kuş bile uçurmazlar" cümleleri ile tasvir edilmiştir. Tarih boyunca, zindanda mahkum edilen katillerin nice azılı katiller olduğunda bir gerçeklik payı vardır.

 

Sabahattin Ali ve Nice Düşünce Suçlusu

Fakat yüzyıllar sonra ülkenin yakın tarihinde, cezaevi ilim irfan sahibi nice -katil ve suçlu olmayan- ismi ağırlar. Kaldı ki duvarlarda cezaevi müdürüyeti tarafından yazılan "Kitapsız hayat kör sağır ve dilsiz hayattır" yazısı çelişkiyi gözler önüne sermektedir. Yaşananlar ve söylemler son derece ironik.

Fakat cezaevi, bir zamanların entellektüellerinin tecrit ve işkence mekanı olmasıyla, bugün bir turizm alanına dönüşmüştür. Sinop cezaevinde çile dolduran ve bu döneminde de eserler veren Sabahattin Ali, hapishanenin en bilinen mahkumudur.

Sabahattin Ali Koğuşu, müzede görülecek en önemli yerdir. Koğuşta duvarda asılı sazı, yerde bavulu, yatağı ve tuvalet masası o günkü haliyle sergilenmektedir. Şu an müze duvarlarında sergilenen, çile günlerinde yazılmış, Sabahattin Ali şiirlerinden en bilinenleri: Aldırma Gönül, Leylim Ley,Eşkıya Dünyaya, Karayazı, Dağlar şiirleridir.

Tarihinde zindan olarak kullanılan binanın ona ilham kaynağı olduğu çok açık ortadadır ki kaleminden şu dizeler dökülmüştür:

"Sene 1341 nefsime uydum Sebep oldu şeytan bir cana kıydım Katil defterine adımı koydum Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz"

Sinop Cezaevinde yatan, ünlü İlim irfan sahibi düşünce suçluları arasında, resmen kayıtlara geçmese de Nazım Hikmet, Necip Fazıl gibi isimler de vardır. Kayıtlı isimler ise şöyle: Uğur Mumcu, Yılmaz Güney, Deniz Gezmiş, Kemal Tahir, Osman Cemal Kaygılı, Osman Deniz, Refik Halit Karay, Burhan Felek, Zekeriya Sertel, Eşber Yağmurdereli, Ahmet Arif, Kerim Korcan' dır.

 

Avluda Dut Ağacı - Sinop Tarihi Cezaevi

Avluda buram buram kokusu burnuma gelen dut ağacının ise bir hikayesi var. Avluya 1959 yılında eski mahkum Hüseyin Pehlivan tarafından dikilen ağacın umut dolu hikayesini ise kendi kaleminden aynen aktarıyorum: "...dut ağacı dikmek için müdüriyete yazı yazmam lazım. 'Maruzat' deriz biz ona. Yazı gider müdürün önüne, müdür bakar. 'Hüseyin Pehlivan yazı yazmış!' Cezaevinde birçokları da yazar derdi bana, öyle çağırdı beni. Müdür beni çağırıp 'Yazı yazmışsın. Söyle bakalım ne istiyorsun?' dedi. 'Sayın müdürüm, ben bir dut ağacı dikmek istiyorum.'dedim 'Nereye dikeceksin? Neden, ne yapacaksın dut ağacını? Yani dut ağacı büyüyecek, dut verecek herkes bunun dutundan yiyecek, sana dua edecek öyle mi?' dedi ben: 'Müdür bey öyle değil. Aslında hem öyle hem de başka anlamı var dedim.' 'Başka ne anlamı var' dedi. Ben de 'Bu dut ağacı büyüdüğü zaman; 20 Sene, 30 sene, 50 sene sonra, neyse kaç yıl sonra olursa olsun büyüdüğü zaman buraya gelen mahkumlar diyecekler ki 'Bu dut ağacının diken kişi idamdan Kurtulmuş ve cezaya çarptırılmış. Müebbet cezayı da bitirmiş çıkmış buradan diyecekler.Bu şekilde teselli kaynağı olacak onlar için. Ben bunu düşünüyorum. Daha ümidimi yitirmedim! Ben bir gün çıkacağım buradan.Hiç ümidimi yitirmedim.' dedim öylece durdu ve 'Peki! Dış bahçenin bir yerine dik.' dedi."

 

Dizi ve Filmlerin Popüler Mekanı

Koğuşlardan biri ise Parmaklıklar Ardında adlı dizinin setidir. Ünlü cezaevinde çekilen, bazı filmler ve diziler de mevcut. Bu filmler Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz, Pardon, Bizim Hikaye'dir.

 

Diziler ise Köpek, Parmaklıklar Ardında, Esir Şehrin Gözyaşları,Tatar Ramazan'dır.

 

Yakın Tarihimizi Anlamak - Sinop Tarihi Cezaevi

Ülkemizin yakın tarihinde önemli yere sahip müze, Sinop şehir merkezinde yer alır. Bu yüzden ulaşımı çok kolaydır. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müzeyi 18 yaşından küçük tüm vatandaşlar ve öğretmenler ücretsiz gezebilir. Diğer vatandaşlar için ise giriş ücreti sadece 5 TL'dir. Yaz tarifesine göre 9.00-19.00, kış tarifesine göre ise 8.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Özellikle biz gençler! Anne, babalarımızın yakinen şahit olduğu dönemleri gözlemlemek, bir nebze de olsa o havayı solumak için Sinop Tarihi Cezaevi'ni görmeye gitmeliyiz. Unutmayalım ki tarihten ders almayanlar, aynı döngünün içerisine mahkum olurlar.

Ayşe Nur AKBAY

 
Etiketler: Başın, Öne, Eğilmesin,, Aldırma, Gönül,
Yorumlar
Haber Yazılımı