Yazı Detayı
25 Şubat 2020 - Salı 15:44
 
FARK YARATMAK
Adnan TASAR
adnantasar@hotmail.com
 
 

Geçmiş yıllarda öğretmenevinde galiba yabancı dil eğitimi genel müdürü ufuk açıcı bir konuşma yapmıştı. Benzeri programlardan farklı olarak başından geçmiş ilginç olayları bizlerle paylaşıyordu.

-Ben de sizler gibi bir şeyleri değiştirebilmek için Milli Eğitim Bakanlığına girdim. Talim Terbiye Kurulu üyeliğine kadar yükseldim. Artık bakanlıkta daha üst bir memuriyet yok ama samimi arkadaşlarımla sohbetimizde aynaya bakıyoruz, bir şeyleri değiştirmek adına vallahi bir arpa boyu yol almamışız. Yani bizim yerimize bir başkası da gelse bizimle aynı şeyleri yapacaktı, bir farklılık oluşturamadığımızı acıyla fark ettik. Bir ara oturduğumuz masadan yan gözle bahçeye baktığımızda bir inşaat gördük. Derken inşaat malzemelerin beklemek amacıyla bir küçük baraka ile yaşlı bir adamı oraya diktiler. Biz ilgiyle izliyoruz ama ne olduğunu anlayamadan birkaç gün içinde baraka ve etrafı gül bahçesine dönmüştü. Anlaşılan yaşlı adam teneke yada boya kutularına bir yerlerden bulduğu çiçekleri dikiyor, birbirinden farklı renklerdeki çiçekler görenleri mest ediyordu. Arkadaşlarıma ‘kalkın dedim, şu yaşlı adamla tanışmaya gidelim’. Amca bizi görünce şaşırmıştı, ‘hiç şaşırma dedim, biz yıllardır didiniyoruz, fazla bir şey değiştiremedik, sen üç günde bakanlığın yüzünü değiştirdin. Şu ellerini uzat, amca bu el vallahi öpülür’.

Öykü ve anlatılanlar beni öyle etkiledi ki çalıştığım yada yaşadığım yerlerde gelip-gitmenin ötesinde bir şeyleri güzelleştirmeye dikkat ettim. Böyle gelmişti ama böyle gitmemeliydi. Ancak dikkat ediyorum öyleleri var ki sizin problem olarak gördüğünüz durumlarla ilgili kitap yazacak kadar çok biliyor ve konuşuyor. Öyle ki olaya tam hakim görünüyor, peki izliyorum bu arkadaş bu sorunu nasıl çözecek diye meraklanıyorum. Öyle ya problemi görüp, sonra araştırıp, çözüm yolunu da bilince har halde canını dişine takar, çözüme kavuşturur diyorum. Âmâ hayır, kılını bile kıpırdatmıyor. Başarısızlığa uğramaktan mı çekiniyor, insanlar ne der diye mi korkuyor? Bu durumu anlamak zor ancak sorunlarla birlikte yaşama işkencesine dayanmak, her gün yıkıntılar, enkazlar arasında dolaşanların ruh hali nasıl normal olabilir? Bilemiyorum.

Bize hep işini yap, gerisine karışma dediler, bilmiyorum dersen üzerine gelmezler, verilen işi yaparsan sana başka iş yüklerler, dalkavukluk yap, ortalıkta gözükme dediler. Kafamız yapmadığımız işlerde, içimiz söylemediklerimiz ile dolu yaşıyoruz. İyi, etkili bir konuma geleyim, öyle yaparım anlayışının da bir aldatmaca olduğu hikayeden anlaşıldığına göre ne kadar küçük olursa olsun olaylara müdahale etmenin haklılığı ortaya çıkıyor. İki günü aynı olan zarardadır ve etrafına faydası olmayan iyi insan değildir inancımızı bizler yaşama geçirmeliyiz. Yaşanmayan, kâğıt üzerinde kalan güzelliklerin kime, ne faydası olabilir?

Hiç unutmam, Nazilli’de çalışırken bir Ahmet abim vardı. Tuhafiyeciydi, avcıydı, her hangi bir işin başına geçti mi de hemen hallederdi. Bir gün onunla sohbet ediyorduk, ne iş yaparsan yap hocam demişti, o işte bir numara olacağım diye çalışmalısın. Camcı isen Nazilli’de bir numara camcı ben olacağım demeli, öyle çalışmalısın. Yani diğerlerinden bir farkın olmalı, bu arada diğer camcı esnafına da filanca ustanın yeri başka dedirtmeliyiz.

Evet, herkes aynı işi yapanlardan bir farkım olsun diye çaba gösterirse, kaliteli işler ortaya çıkar. Yaptığımız meslekten para kazanmamız elbette doğru ama fazladan emek harcayarak güzel şeylere imza atabiliriz. Yaşadığımız evimizi ve etrafını, çocuğumuzun okulunu, iş yerimizi hep bu gözle değerlendirmeli, ne kadar küçük olursa olsun yapılacak farklılıklarla hem etrafımızı güzelleştirir, hem de adımızı yazdırmış oluruz.

 
Etiketler: FARK, YARATMAK,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
30 Haziran 2020
KOREDE NE İŞİMİZ VARDI?
08 Haziran 2020
CORONADA İLK CUMA
22 Mayıs 2020
NEDEN HADİSLER
22 Nisan 2020
DR. TEOMAN ÜNALDI
01 Kasım 2019
PROF.FUAT SEZGİN (ASIRLIK BİLGEDEN MESAJINIZ VAR)
22 Ağustos 2019
25 LİTRE
11 Haziran 2019
AHMET HOCANIN ANLATTIKLARI
29 Nisan 2019
KANSERLE SAVAŞ DERNEĞİ
25 Mart 2019
YENİ ZELANDA TERÖRÜNÜN DERSLERİ
19 Mart 2019
BİRAZ DA ELEŞTİRİ
05 Mart 2019
KELEBEĞİN RÜYASINDAKİ KÖMÜR
01 Aralık 2018
KÖY ENSTİTÜLERİ
12 Kasım 2018
KEÇİBORLU KÜKÜRT İŞLETMESİ
17 Ekim 2018
İTHAL İKAME
09 Temmuz 2018
ISPARTALI MAHMUT EFE
03 Mayıs 2018
ÇİFTLİKBANK TOSUNU
03 Mayıs 2018
VEKALETLER SAVAŞI
26 Şubat 2018
BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE
21 Aralık 2017
YABANCILAŞMA
25 Mayıs 2017
ŞEHİR HASTANESİNDE
16 Şubat 2017
TERÖR
16 Şubat 2017
DİL EĞİTİMİ
01 Şubat 2017
DİL EĞİTİMİ
01 Şubat 2017
YERLİ MALI HAFTASI
06 Ocak 2017
HASAN AMCA
14 Aralık 2016
GAZİ ÖĞRETMEN (İBRAHİM ETHEM KARTAL)
18 Haziran 2016
DİNDAR-DİNSİZ
15 Mart 2016
EĞİRDİRİN KEMALİ
16 Ocak 2016
AYDINLARIMIZ
16 Ocak 2016
AZİZ SANCAR (BİR NOBEL HİKAYESİ)
18 Kasım 2015
GELİDONYA FENERİ
20 Ekim 2015
ÇEVRECİ MİYİZ?
29 Temmuz 2015
İŞSİZLİK
10 Temmuz 2015
MESLEK LİSELERİMİZ
12 Haziran 2015
EĞİRDİRDE SİHİRLİ BİR GÜN
11 Nisan 2015
BİR OTUZ BİR MART OLAYI
28 Mart 2015
DAVRASTA KIŞ TEMEL KURSUMUZ
28 Mart 2015
KAR FESTİVALİ
05 Kasım 2014
ÇANDIRDA ALTI GÜN
26 Ekim 2014
GELİN ELMA
13 Temmuz 2014
ÇANDIRDA ALTI GÜN
21 Haziran 2014
ALAKIRIN HESİ
09 Mayıs 2014
TDF KAMPINDA
09 Mayıs 2014
GELİNCİK DAĞCILIK ŞENLİĞİ
14 Mart 2014
Dolmuş yolcu değil,hayat taşır!
19 Ocak 2014
DOÇ.DR ÇÖMLEKÇİ BÜYÜLEDİ.
13 Aralık 2013
SENİRLİLER
22 Kasım 2013
DOĞAL YAŞAM
22 Kasım 2013
KIZILDAĞDAN SAZANA
01 Kasım 2013
KISIK VADİSİ
01 Kasım 2013
DAVRASA KULÜPLER ÇIKIŞI
Haber Yazılımı